17 Ağustos 1999'daki Kocaeli depreminden
sonra bütün gözler İstanbul'a çevrildi. Kuzey fay hattının ne
zaman ve ne büyüklükte kırılacağı bütün ulusal TV kanallarında
aylarca yıllarca tartışıldı. İstanbul için çok çeşitli deprem
senaryoları halen konuşuluyor. Ülkenin geri kalan kısmı ise
ihmal edildi. Oysa Ege bölgesi son yüzyılda 6 kez 6,5 ve üstü
büyük depremlerle sarsıldı. Afrika, Arap, Avrasya, Ege levhaları
ile merkezdeki Anadolu levhasının hareketleri yorumlandığında
Ege bölgesinin büyük risk taşıdığı görülüyor.
1999 depreminde resmi rakamlara göre
17.000, resmi olmayan öngörülere göre ise 40.000 yurttaşımızı
yitirdik. Nedenlerini özetlersek 7-8 katlı binalar için tek
sayfalık hesaplar, deniz kumundan, sokakta dökülen kalitesiz
betonlar, atölyelerde hurda demirden teçhizatla yapılan yapılar
ve yumuşak zeminde kazık çakmadan yapılan temelleri sayabiliriz.
İzmir'e gelirsek ilk olarak 1975'lerde
rahmetli İhsan ALYANAK ile meslek odaları arasında yapılan bir
sözleşme ile bina projeleri, projeyi yapan mimar veya mühendisin
kendi odasınca denetime tabi tutuldu böylece kaliteli proje
üretimine geçildi. Bu uygulama 1980 Askeri müdahalesi sürecinde
meslek odalarının kısa süre kapatılmasıyla sona erdi.
Ancak İnş. Müh. Odasının benim başkanlığını
üstlendiğim 1981-1992 yılları arasında ilk olarak İzmir Belediye
Başkanı Dr. Burhan ÖZFATURA ile yapılan bir sözleşme ile proje
denetimi tekrar başladı. 1986 yılında yine sayın Dr. Burhan
ÖZFATURA ile Türkiye'de ilk defa meslek odamızın yapı denetimini
yapabilme protokolü imzalandı ve tüm İzmir'de yapı denetimi
başladı. Pek çok beton kalitesizliği tespit edilince yıkım kararı
alındı. Sokakta beton atma dönemi kısa sürede ortadan kalktı
ve yerlerine beton üretme tesisleri konuldu. Teçhizat denetimi
ile inşatlarda kullanılan demir teçhizatının kalitesi arttı.
1987'de ise zemin özellikleri nedeni ile yatık binalar kenti
denen İzmir'de yine Belediye ile yapılan protokolde 4 kat ve
daha yüksek binalarda kazık temel yapımın mecburiyeti getirildi.
Yapı sektöründeki devrim niteliğindeki
bu uygulamalar daha sonra Sn. Yüksel ÇAKMUR, Sn. Ahmet PİRİŞTİNA
dönemlerinde de aynen uygulandı. Ancak şunu ifade edeyim ki,
sol görüşlü meslek odaları ile protokol yapmayı engellemek isteyen
iktidar partisinin bu taleplerine Sn. Dr. Burhan ÖZFATURA'nın
taviz vermemesi takdire şayandır. Bu nedenlerle bugünde İzmir'de
her bakıldığında sağlıklı bir yapılaşma oluşmasında büyük emekleri
geçen rahmetli İhsan ALYANAK, yine rahmetli Ahmet PİRİŞTİNA
ile Sn. Yüksel ÇAKMUR'u Sn. Dr. Burhan ÖZFATURA'yı saygıyla
anıyorum.
Ancak bu uygulamalar devam ederken, kalitesiz
malzeme kullanmayı, malzeme hırsızlığını meslek edinmiş kimselerin
meslek odama saldırıları da hiç eksik olmadı. Zaman zaman meslek
kuruluşlarını da alet ettikleri oldu. Hatta en son rekabet kuruluna
da şikâyet etmişlerdi ki 17 Ağustos depreminden sonra şikâyetlerini
geri çekerek arazi oldular.
17 Ağustos 1999 sonrası.
Büyük felaketten sonra, yapı denetim kuruluşları kuruldu. Ancak
yeterli mi tartışılır. Örneğin Ege'de risk taşıyan Manisa ve
Muğla'da hala denetim başlamadı.
Ayrıca çeşitli odaklardan bu uygulamaya
da sataşmalar olduğunu gözlüyoruz. Belki uygulamalarda bazı
değişiklikler olabilir, aksamalar olabilir ama bunlar uygulamanın
kalkması için gerekçe olmamalı.
Yapı denetimleri başladıktan sonra özetle.
1. Beton kalitesi önceki dönemlere göre 2-2,5 misli arttı.
2. Teçhizatlarda kalite tamamen düzeldi, hurda demirden yapılan
demir üretim atölyeleri kapandı.
3. Yalıtım uygulamaları nedeni ile 1 termik santralin üreteceği
kadar enerji tasarrufu sağlandı.
O
HALDE
1. Tüm halkımız ve kurumlarımız yapı denetime sahip çıkmalı
varsa aksaklıklar düzeltilmeli.
2. Tüm ülkemizde yaygınlaştırılmalı.
3. Yapı güçlendirme ve yapı izolasyonu için uzun vadeli ve düşük
faizli krediler devreye sokulmalı.
4. İzolasyon malzemelerinde KDV kaldırılmalı.
5. TOKİ'nin yaptığı yatırımlar Yapı Denetim Kuruluşlarınca denetlenmeli.