DEPREME DAYANIKLI YAPI TASARIMI ve ÜRETİMİ
Prof.Dr. Hikmet Hüseyin ÇATAL
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi


Eski Roma'lı tasarımcı Marcus Vitruvius Pollio, İmparator Augustus'a adadığı on kitaplık "De Architectura" isimli kitabının ikincisi, ilkel kerpiç barakaların yapım aşamaları ile başlayarak, Napoli yakınlarında bulunan volkanik toz olan Pozzolana malzemesi ve duvar imalatıyla ilgili değişik yöntemlerin anlatımıyla devam eder [1]. Günümüzde, yapı imalatında kullanılan, dayanımı yüksek pek çok malzeme ve oldukça elverişli yapı imalat teknikleri bulunmaktadır. Buna karşın, aktif deprem kuşağı üzerinde olan ülkemizde oluşan depremlerde yapıların büyük bir kısmı göçmekte, çok sayıda can ve mal kaybı meydana gelmektedir. Genel bir yaklaşım olarak, yapılarda, küçük depremlerde hasar olmaması, orta büyüklükteki bir depremde ise az hasar oluşması beklenmektedir.17 Ağustos 1999 gününde meydana gelen, Richter ölçeğine göre 7.4 büyüklüğündeki körfez depreminde, resmi açıklamalara göre yaklaşık 17.500 kişi yaşamını yitirmiş, Dünya Bankası verilerine göre, maddi hasar ve üretim kaybının parasal değeri, 7.5-12.5 milyar dolar civarına ulaşmıştır. Bu büyüklükteki bir deprem nedeniyle oluşan can, mal ve işgücü kayıplarının, gelişmiş diğer ülkelerde oluşan bu büyüklükteki depremlerin yarattığı kayıplara oranla oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Bu oranlama bile ülkemizdeki yapı stoğunun, depremlere ne denli hazırlıksız olduğunun bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülkemizde meydana gelen depremler nedeniyle oluşan yapısal hasarların nedenlerini üç ana grupta toplamak olasıdır. Bu nedenlerin ilki , deprem hareketi sırasında, üst yapı için uygun davranmayan, suya doygun killi veya kumlu zeminlerin hakim olduğu yörelerin iskana açılması, başka bir değişle deprem davranışı açısından uygun olmayan yörelerde inşaat yapılmasına izin verilmesidir. Sert zeminlerde, deprem dalgaları hızla ilerlediği için, üzerinde yapıların bulunduğu ortamı süratle terk etmekte ve daha az yapısal hasara yol açmaktadır. Alüviyon gibi yumuşak zeminlerde ise deprem dalgalarının ortamda yayılma hızları daha düşük kalmaktadır. İkinci neden, yapılardaki tasarım ve üretim hatalarıdır. Tasarım aşamasında, yapıda oluşturulan düşey ve yatay düzensizlikler; taşıyıcı sistemdeki süreksizlikler; düşey taşıyıcı elemanların uzun kenarlarının yapının sadece bir yönünde yerleştirilmesinin öngörülmesi nedeniyle, diğer yönde daha zayıf yapı rijitliği meydana getirilmesi; deprem yükleri altında uygun yapısal davranışı yansıtmayan taşıyıcı sistem modelinin kurularak boyutlama yapılması en yaygın hatalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Deprem etkilerine karşı koyabilecek uygun tasarım yapılmış olsa bile, imalat aşamasındaki hatalar nedeniyle, tasarım aşamasında öngörülen yapı üretilememektedir. Üretim aşamasında, kısa kolon davranışına yol açacak imalatlar; betonarme taşıyıcılı yapılarda kolon- kiriş birleşim bölgelerinde etriye sıklaştırmalarının yapılmaması; dayanımı düşük beton kullanımı ya da beton dökümünden sonra bakımının iyi yapılmaması yaygın yapılan hatalar olarak karşımıza çıkmaktadır [2],[3]. Deprem etkileri nedeniyle oluşan hasarların nedenlerinin sonuncusu da denetimsizliktir. Denetimsizlik yapıların inşası ve sonrasında ortaya çıkmaktadır. Özellikle betonarme taşıyıcılı yapıların inşası sırasında, projesine uygun donatı ve beton yerleştirilmesinin, taşıyıcı elemanların en kesit ayrıtlarının ve beton dayanımının denetlenmesi gerekmektedir. Son yasal uygulamalarla, ülkemizde pilot olarak seçilen illerde bu denetim yapı denetim firmaları aracılığı ile yerine getirilmeye çalışılmaktadır. Yapı denetim firmalarının ülke çapında yaygınlaştırılması, imalat aşamasındaki denetimin sağlıklı yürümesine yardımcı olabilir. Yapıların tamamlanıp, yapı kullanma izin belgeleri alındıktan sonra, yapısal davranışı olumsuz etkileyecek değişikliklere izin verilmemeli bu tadilatlarda sıkı bir denetime tabi olmalıdır. 1 Ocak 1995 Dinar depreminde, betonarme taşıyıcılı hasar görmüş pek çok yapıda, sonradan kolonların kaldırıldığı, özellikle depremin ilk birkaç saniyesi içerisinde yatay rijitliğine katkı koyan bölme duvarların kaldırıldığı gözlemlenmiştir [2].

Ülkemiz koşullarına bağlı olarak, deprem nedeniyle oluşan yapısal hasarları en aza indirgemek amacıyla aşağıdakiler önerilebilir:

1. İmara açılacak yeni yerleşim bölgeleri, şehir bölge planlama esasları da gözetilerek, deprem riskini azaltacak zeminler üzerindeki yöreler olmalıdır.
2. Ülke çapında yapı denetim firmaları yaygınlaştırılmalıdır.
3. Yapı stoğunun büyük bir kısmını oluşturan betonarme taşıyıcılı yapıların imalatında, ülke çapında elle beton dökümü yerine, kaliteli, denetim mekanizmaları olan hazır beton kullanımı özendirilmelidir.
4. Yerel yönetimler tarafından, halkı deprem konusunda bilinçlendirmeye yönelik etkinlikler yapılmalıdır.
5. Meslek odaları tarafından düzenlenecek seminerler ve bilimsel etkinliklerle, depreme dayanıklı yapı tasarımı ve imalatı konusundaki bilgiler güncellenmelidir.
6. Yapılarda, kaliteli, standartlara uygun yapı malzemelerinin kullanımı zorunlu hale getirilmeli ve denetlenmelidir.
7. Konut, işyeri, bina vs. alımı sırasında, diğer unsurlarla birlikte, taşıyıcı sistemin, deprem güvenliği açısından yeterliliğinin sorgulanması konusunda tüketici bilinçlendirilmeli, tüketicinin bu aşamada, inşaat mühendisine danışması için mekanizmalar üretilerek geliştirilmelidir.
8. Olası bir depremden sonra, arama, kurtarma ve barınma gibi acil gereksinimlerin koordinasyonunu sağlamak amacıyla, yetkili ve yeterli kişilerden oluşmuş yerel komiteler deprem öncesinden kurulmalıdır.

Büyük bir bölümü aktif deprem kuşağı üzerinde olan ülkemizde, olası deprem hasarlarını, can ve mal kayıplarını en aza indirgemek hepimizin görevi olmalıdır.

KAYNAKLAR
[1] Landels,J.G." Engineering in the Ancient World",1978.
[2] Çatal, H.H., "A report on Dinar Earthquake of 1 October 1995 and response spectra", Engineering Structures, vol.19, no 7, pp 594-602,1997.
[3] Çatal,H.H."3 Şubat 2002 Sultandağı ve 1 Ekim 1995 Dinar depremlerinin yapı mühendisliği yönünden kıyaslanması", DEÜ, Fen ve Mühendislik Dergisi, Cilt:5,sayı:13,2003


Yeni Asır 17 Ağustos 2009 Deprem ve Denetim gazetesi