Bugün,17 Ağustos 1999'da meydana
gelen Marmara depreminin 10.yılında depremde kaybettiğimiz canlarımızı
rahmetle anıyoruz.10 yıl önce meydana gelen asrın felaketi olan
depremle onbinlerce vatandaşımızı toprağa verdik ve yüzbinlerce
vatandaşımızın da yaralanmasına veya sakat kalmasına şahit olduk.
Ekonomik olarak uğradığımız yıkımın etkilerini halen ödemekte
olduğumuz vergilerle hissetmeye devam ediyoruz.
Aslında
17 Ağustos 1999'da fen ve sanat kurallarına göre inşa edilmemiş,
mühendislik hizmeti görmemiş binalar değil Ülkemizde ki köhneleşmiş,
eskimiş ve artık işlemez hale gelmiş olan yapı üretim zihniyeti
çökmüştür. Yıllardır bildiğimiz ancak kendimize bile söyleyemediğimiz
kötü kalitede yapı üretimi gerçeği deprem ile yüzümüze tokat
gibi çarpılmıştır.
Deprem
sonrasında ortaya çıkan psikolojik havanın etkisiyle o zaman
görevde bulunan hükümetin TBMM'den aldığı yetkiyi kullanarak
yürürlüğe koyduğu 595 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ve 601 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ile yapı üretim sürecinin denetim kısmı yeni
bir anlayışla düzenlenmiş adeta devrim yapılmıştır.'Mülkiyet
hakkı ile ilgili düzenlemelerin KHK ile yapılamayacağı' gerekçesi
ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kararname yerine
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun 29.06.2001 tarihinde
TBMM'ce kabul edilerek kanunlaşmıştır.
Halen 19
ilde faaliyet gösteren 827 Yapı Denetim Kuruluşu ,153 Yapı Malzeme
Laboratuarı ile birlikte 156.569 adet 231.198.373,00 m² alana
sahip yapının fiilen denetimi devam etmekte olup geçtiğimiz
8 yıllık süreçte bu miktarın iki katından fazlasının da denetimi
tamamlanmıştır. Yapı denetimin uygulanmaya başladığı ilk yıllarda
yapı malzemesi üreten bazı kuruluşların eski alışkanlıklarından
kaynaklanan nedenlerle malzeme (beton, demir gibi) sevkinden
önce denetimli mi denetimsiz mi sorusunun cevabına göre sevkıyat
yaptığı günleri çok çabuk unuttuk. Eksikleri olan bir yasal
mevzuata rağmen geçtiğimiz 8 yıllık süreçte yapı denetim sisteminin
kurulmasıyla Kanunun yürürlükte olduğu 19 pilot ilde geçmişle
kıyaslanamayacak bir gelişme sağlanmış olup bazı istisnalar
dışında fiilen denetim hizmeti verilmiştir. Bu dönemde yani
2001'den sonra yapı denetim kuruluşlarınca denetim hizmeti verilerek
inşa edilmiş olan tüm yapılar DEPREME KARŞI GÜVENLİ birer eser
olarak vatandaşlarımızın kullanımındadır. Yürürlükteki mevzuata
göre oluşturulmuş olan yapı denetim sistemi sayesinde her yapının
kalite güvence kitapçığını oluşturabilecek kadar çok bilgi ve
belgeyi içeren arşiv dosyası yapı denetim kuruluşlarınca oluşturulmakta
bu dosyaların birer nüshası da ilgili idarelere sunulmaktadır.
Önümüzdeki dönemde yapı malzeme yönetmeliğinin öngördüğü CE
ve G işaretli malzeme kontrolü ile bu dosyalar daha da zenginleşecektir.
YAPI DENETİM KURULUŞLARINCA DENETLENMİŞ
OLAN TÜM İŞYERİ VE KONUTLAR VATANDAŞLARIMIZ TARAFINDAN
GÜVENLE KİRALANABİLİR, SATIN ALINABİLİR VE KULLANILABİLİR.
TÜRK MÜHENDİS VE MİMARLARI OLARAK MEYDANA GELECEK DEPREMLERDE
YAPI DENETİM KURULUŞLARI TARAFINDAN DENETLENEN YAPILARDA
VATANDAŞLARIMIZIN MAĞDUR OLMAYACAKLARINI
ŞİMDİDEN BEYAN VE TAAHHÜT EDİYORUZ.
Üzücü olan
odur ki geldiğimiz noktada kaliteli ve güvenli yeni yapı stoğunun
Yapı Denetim Kuruluşlarının büyük emekleriyle oluşturulmuş olduğu
unutulmakta veya gizlenmek istenmektedir.
Bugün yapı
denetim kuruluşları tarafından denetlenen yapıların deprem karşısında
göstereceği başarılı performans göz ardı edilerek yapı denetim
kuruluşlarına verdikleri hizmet ve aldıkları sorumluluk karşılığında
emlakçilere ödenen komisyondan daha az miktarda ancak gönülsüzce
ödenen hizmet bedellerinin sistem zayıflatılarak nasıl ortadan
kaldırılacağı tartışılmaktadır. Aslında kanunun çıkmasını sağlayan
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın verdiği yetersiz desteği
saymazsak yapı denetim sisteminin sadece yapı denetim kuruluşlarının
kurucuları ve çalışanları tarafından ayakta tutulabilmesi çok
büyük bir başarıdır. Oysa vatandaşlarımız, yaşadığı mekânların
orta büyüklükteki bir depremde bile yıkılmasını veya hasar görmesini
önleyecek tedbirlerin alınmasını ve bu sürecin asla
denetimsiz olmamasının sağlanmasını talep etmelidir.
Halen sistemin
işleyişinde yaşanan eksikliklerin ve sorunların giderilmesi
için acilen yapı denetim sistemi tüm tarafların katılımıyla
hazırlanacak yeni mevzuatına kavuşturulmalı bu yeni mevzuatta
denetimin tarafsız ve bağımsız yapılabilmesinin sağlanabilmesi
için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
Buna göre;
-1999 depremi öncesi tüm Ülkede bugün ise yapı denetim uygulaması
dışında kalan 62 ilde sadece sorumluyu kayıt altına alan denetim
adına hiçbir görev yapmayan bireysel denetim mekanizması olan
Teknik Uygulama Sorumluluğu (TUS) sistemi kaldırılarak tüm ülkede
bina türü kamu yapılarını da kapsayacak şekilde yapı denetimi
kanunu uygulanmalıdır.
-Mesleki deneyime ait sertifikasyon işlemi ilgili tarafların
da dahil edileceği bir sistemle (601 sayılı KHK benzeri) yeniden
kurulmalıdır.
-Mesleki Sorumluluk Sigortası sisteme dahil edilmelidir.
-Yapı Denetim Kuruluşlarının kurumsallaşarak gelişmelerini sağlayacak
şekilde kurulmaları sağlanmalıdır.
-İdareler ile yaşanan yetki ve sorumluluk çatışmaları ortadan
kaldırılmalıdır.
-Yapı Denetim Sistemini yürütecek, ikincil ve üçüncül mevzuatı
oluşturabilecek bağımsız bir yapı oluşturulmalıdır.
- Yapı üretim sürecinin esas unsurlarından olan Müteahhitlik
kurumu düzenlenmelidir.
-Denetleyen ile denetlenen arasındaki ekonomik bağ koparılmalıdır.
-Yapı Denetim Kuruluşlarının faaliyetlerini denetlemek ve haksız
rekabeti önlemek amacıyla Yapı Denetim Kuruluşları Birliği kamu
kurumu niteliğinde yasal bir kuruluş haline getirilmelidir.
Yukarıda saydığımız hususları da içerecek yeni yapı denetim
kanunu bir an önce tüm tarafların katılımı ile hazırlanarak
halen yürürlükteki mevzuatın eksikleri ve yanlışlarından doğan
kusurların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Aksi halde yapı
denetimi sistemin varlığından rahatsızlık duyan tarafların çabaları
ile yapı denetim sisteminin asıl unsurları olan yapı denetim
kuruluşları ayakta kalamayacak ve sistem kendiliğinden ortadan
kalkmış olacaktır. Sistemin başıboş kalmasının meydana getireceği
yapı üretim sürecinin ortaya çıkaracağı güvensiz yapı stoğunun
depremde göstereceği performansın vebali ve sorumluluğu da gerekli
tedbirleri bugün almayanlarda olacaktır.
Nasıl ki
bugün 10.yılında anmakta olduğumuz deprem şehitlerimizin vebali
1999 yılından önce yapı üretim sürecinde bulunan mimar ve mühendisler
ile ilgili idare yetkililerinde ve gerekli düzenlemeyi yapmayan
devlet yöneticilerinde ise bundan sonra ortaya çıkacak mağduriyetlerin
sorumlusu da bizler ve devletimizin bugünkü yöneticileri olacaktır.
Neredeyse tamamı deprem kuşağında bulunan Ülkemizde Yapı Denetimi
sistemini tüm ülke sathında yerleşik hale getirerek yapı sektöründe
yaşanan sorunları ortadan kaldıracak, yapı denetim kuruluşlarını
kurumsallaştırarak vazgeçilmez kılacak, sigorta mekanizmasını
da sisteme dahil ederek kamunun uğrayacağı zararı ortadan kaldıracak,
kamu kurumu niteliğinde YAPI DENETİM KURULUŞLARI BİRLİĞİ'nin
kurulmasını sağlayacak yeni YAPI DENETİMİ KANUNU TASARISI'nın
hazırlanarak T.B.M.M'ye sunulması için başta Başbakanımız Sayın
Recep Tayyip ERDOĞAN'ın talimatlarını ve Bakanımız Sayın Mustafa
DEMİR olmak tüm tarafların destek ve katkılarını bekliyor ve
temenni ediyoruz.
10.yılında tüm deprem şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz.
ADANA
ŞUBESİ ............. ANKARA ŞUBESİ
................... BURSA ŞUBESİ
DENİZLİ ŞUBESİ ............ HATAY
ŞUBESİ ..............İSTANBUL
ŞUBESİ
İZMİR ŞUBESİ .............KOCAELİ
ŞUBESİ ............. TEKİRDAĞ ŞUBESİ