
Değerli katılımcılar, İzmir ticaret odasının değerli başkanı, çok değerli meslektaşlarım. Yapı denetimi uygulamasının altıncı yılında ülkemizde yapı denetim sisteminin gerekliliği, işleyişi ve sorunlarının tartışılacağı bu panelde, bulunan sonuçların değerlendirmesi dileklerimle hepinizi selamlayarak konuşmama başlıyorum. Yeryüzünün en aktif deprem kuşaklarından birinin içinde bulunan ve topraklarının yüzde % 96’sı farklı oranlarda deprem tehlikesine sahip olan, nüfusunun % 98’i bu bölgelerde yaşayan ülkemizde, uzun yıllardır yürürlükte olan imar ve afetler mevzuatındaki çeşitli hükümlere rağmen uygulamada etkin bir yapı denetimi sağlanmadığı açık ve gerçektir. Ülkemizde son yirmi yıl içersinde meydana gelen depremlerden sonra bu durumun olumsuz sonuçları açıklıkla görülmüş olmasına karşın, yapı denetimi konusunda olumlu bir gelişme sağlanamamış, aksine hızlı nüfus artışı ve göçler, denetimsiz şehirleşme ve sanayileşme, yoğun kaçak yapılaşma ülkemizdeki deprem ve diğer afet risklerini her geçen gün daha da arttırmıştır. Yerleşme ve yapılaşmaları düzenlemiş 3194 sayılı imar kanununda yapı denetiminin birinci unsuru proje denetimi, hepinizin bildiği gibi yerel yönetimlere yani belediyelere, valiliklere ikinci unsur olan yapı denetim faaliyetlerinin denetimi ise fenni mesul yani teknik uygulama sorumlusu olarak isimlendirilen ve serbest çalışan mimar mühendislere verilmiştir. 3194 sayılı imar kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleriyle getirilen denetim faaliyetlerinin uygulamada hemen hemen hiç yürütülmediği, bu kanunda görülen hükümlerin etkisiz ve yetersiz olduğu tespit edilmiş 17 ağustos ve 12 kasım 1999 tarihinde yaşanan depremler sonrasında meydana gelen can ve mal kayıpları, denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararları bütün açıklığı ve ağırlığıyla gözler önüne sermiştir. Yapıların denetimi ve ilgili olarak çıkartılan 595 sayılı yapı denetimi hakkında kanun hükmünde kararnamenin iptalinden sonra bildiğiniz gibi 4708 sayılı Yapı Denetimi hakkında kanun çıkarılmış ve 19 pilot ilde uygulamaya başlanmıştır. Ancak uygulamada ortaya çıkan problemlerin, eksiklik ve aksaklıkların giderilebilmesi ve bu çerçevede yapı denetim sistemine sigortanın da dahil edilmesi, yapı denetim kuruluşlarının bakanlıkça denetiminin daha etkinleştirilmesi, yapı sorumlularının görev ve sorumluluklarının daha detaylı olarak belirlenmesi, cezaların daha caydırıcı hale getirilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarının denetiminde yapı denetim kuruluşlarında proje ve yapı denetim hizmetlerini satın alan birimlerini sağlayacak değişikliklerin yapılması bütün bu düzenlemenin uygulamaya konulmasını müteakip yapı denetim sisteminin ülkenin tamamında yaygınlaştırılması ve netice olarak yapı denetiminde işleyiş ve esaslarının yeniden tanzim edilmesi maksadıyla bir kanun tasarısı hazırlanması gereği de görülmüştür. Bilindiği gibi 29 Ekim 2004 tarihinde Bakanlığımız tarafında İstanbul’da gerçekleştirilen Deprem Şurasında da yukarıda ifade edilenlere benzer gerçekler dile getirilmiş ve yeni bir yapı denetim sisteminin kurulmasının ve bunun için yeni bir kanun çıkarılmasının gerektiği vurgulanmıştır. Bakanlığımız bu hususları dikkate alarak Yapı Denetimi hakkında kanun tasarısı taslağını hazırlamış ve başbakanlığa iletmiştir. Ancak 4708 sayılı yapı denetimi hakkında kanun ve kanuna dayalı olarak çıkartılan yapı denetim uygulama esasları yönetmeliği hükümleri gereği kurulan ve görevlerine başlayan yapı denetim kuruluşu, laboratuar ve bu birimlerde görevli denetçi mimar mühendis ve yardımcı kontrol mühendislerinin, yapı denetim kurumları ile ilgili bakanlığımız teftiş kurulu başkanlığı Yapı İşleri genel müdürlüğü ve ruhsat vermeye yetkili idarelerin yapmış olduğu denetimlerin incelemelerde maalesef görüldü ki yapının ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygunluğun gerektiği gibi denetlenmediği, yapım işlerinde kullanılan malzemeler ile imalatın proje teknik şartname ve standartlara uygunluğu kontrolde gerekli özen gösterilmediği, denetime ilişkin belgelerin ilgili idarelere verilmediği, teknik şartname ve standartlara aykırı malzemelerin ilgili müdürlüklere ihbarının yapılmadığı, işyerinde iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda gerekli tedbirlerin alınması için müteahhitlerin uyarılmadığı, ruhsat ve eklerine aykırı uygulamaların kanun ve yönetmelikle belirlenen sürelerde idareye rapor edilmediği, zemin malzeme ve imalatına ilişkin deneylerin şartname ve standartlara uygun olarak yetkili laboratuarlarda yaptırılmadığı, yapı denetim kuruluşları tarafından yüksek fiyat indirimlerinin yapıldığı bu nedenle de sorumluluğu yüklenilen yapılarda gerekli tedbirlerin alınmadığı, yapılan denetimlerin bir çoğunda yapı denetçilerinin inşaat yerinde bulunmadığı gözlendiği, yapı denetim kuruluşlarının ülkemizin gerçeği kat karşılığı yapım sözleşmeleri gereği yapı müteahhidi ile anlaşma yapmak durumunda kaldığı, bu nedenle de denetimde yaptırım gücünün azaldığı yapılarla ilgili mevzuata aykırı durumların yapı denetim kuruluşları ile ilgili idareler tarafından bilindiği ancak gerekli yasal yaptırımların uygulanmasında ekseriyetle geç kalındığı tarafımızdan izlenmektedir. Özetlenmeye çalışılan bu sorunlar nedeniyle kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren günümüze kadar mevcut yapı denetimi kuruluşlarının sayıca yaklaşık % 15’i geçici, ne yazık ki faaliyet durdurma cezası almıştır. Kanun taslağının yasallaşmasına kadar geçecek sürede yukarıda ifade etmeye çalıştığım sorunların giderilmesi yönünde yapı denetim uygulama yönetmeliği çalışmaları da başlatılmıştır. Değerli arkadaşlarım, tabii biraz da İzmir’de olmamız hasebiyle İzmir’de yapılan çalışmalar hakkında bilgiler vermek istiyorum. İzmir’deki yapı denetim faaliyetleri biraz önce sayın başkan 65 dediler ama elimdeki en son veri 53 denetim firması tarafından yürütüldüğü denetçi mimar mühendis ve yardımcı kontrol elemanlarından oluşan 1625 eleman eliyle yürütülmektedir. 21.11.2006 tarihi itibarı ile İzmir ilinde 8642 adet yapıda denetim şu anda sürdürülmektedir. Bu da 19 pilot ildeki yürütülen çalışmaların aşağı yukarı % 7.65 ine tekabül etmektedir. Tabii denetim sırasında ortaya çıkan olumsuzluklar diğer illerle paralellik arz etmektedir. Ancak ben yine de İzmir’deki yapı denetim firmalarındaki arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bizim İzmir’de de fazla bir sorunumuz yok. Çalışmalarınızdan da gayet memnunuz.
Bakanlığımız öncelikle kamu yapılarının envanterini çıkarılması ve mevcut olan bu yapıların inceleme ve güvenlik değerlendirmelerinin yapılması ve ortaya çıkan sonuca göre de Bakanlığımız veya ilgili kurum kuruluşlarımız ile güçlendirme çalışmalarının neticelenmesi konusunda 12 Haziran 2003 tarihli genelge yayınlanmıştır. Bu genelge çok az aksamalarla da olsa amacına ulaşmış bulunmaktadır. İzmir ilimizde gözlemsel olarak yapılan inceleme sonucunda yaklaşık 3600 okul binasında ilk etapta 243 adedinde laboratuar testlerine tabi tutulması öngörülmüştür. Kısa bir zaman içerisinde sonuçlandırılması için bu testlerin ihale yoluyla yaptırılması acil olduğu için karara binaen ihale işleri çalışmalarımızda şu anda sürdürülmektedir. Ortaya çıkacak değerlere göre de güçlendirme ihtiyacı olup olmayacağına da karar verilecektir. Şu ana kadar 30 adet okulda güçlendirme çalışmaları da bildiğim kadarıyla, arkadaşlarımın bana aktardığına göre sonuçlandırılmıştır. Burada özellikle hiçbir ücret talep etmeksizin bu çalışmalarda önemli katkıları bulunan İzmir Yapı Denetim firmalarına da bir kere daha huzurlarınızda teşekkür ederim. Değerli katılımcılar, değerli meslektaşlarım sizleri yapı denetimle direk ilgili olduğu için burada ifade etmek ihtiyacını duyduğum ve düşündüğüm bakanlığımızın bir önemli görevi de yapı malzemelerinin ürünlerinin piyasa gözetim ve denetim görevidir. Bu görevle yapıda kullanılacak yapı ürünlerinin güvenli olduğunu teyidi denetiminin üstlenilmesidir. Bu husus Avrupa birliği teknik mevzuatı çerçevesinde Bakanlar Kurulu kararı ile koordinatör kurum olarak Bakanlığımıza verilmiştir. Üzerinde yapmayı düşündüğümüz ve halen üzerinde çalıştığımız mevzuat değişikliğinde, bakanlığımız bu görevin piyasa gözetim ve denetim ayağını kamunun denetlediği yapıların dışında kalan özel yapılarda da yapı denetim firmalarınca takip edilmesi hususunda çalışmalar yapmaktadır. Bununla amaçlanan bundan sonra böyle yapılarda kullanılacak malzemelerin standartlara uygun olup olmadığı konusunun denetlenmesinde yapı denetim firmalarının etkin bir görev üstlenmesini ve daha kaliteli yapının ortaya çıkmasının sağlanmasıdır. İnşallah bunu da en kısa bir zaman içerisinde gerçekleştireceğiz. Ayrıca zaman zaman görsel yazılı basında depremle ilgili konuşmalara şahit oluyoruz. Bu konuşmalar maalesef konuşmacılar vatandaşımızın üzerinde derin endişelere sebebiyet vermektedir. Biz bakanlık olarak deprem konusunda gerekli çalışmaları yapıyoruz. Nitekim Tübitak’ta 23.03.2000 tarihinde kurulan, bundan da hepinizin haberi vardır tahmin ediyorum, konularında uzman olan 8 yer bilimcisi, 8 inşaat mühendisi, 4 te diğer alanlarda toplam 20 kişilik ihtisas sahibi olan yetkililerden oluşan Ulusal Deprem konseyi ile bir toplantı yapacağız. Bu toplantıda deprem konusunda yapılan çalışmaları da beraberce değerlendireceğiz. Ayrıca Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında, yani benim başkanlığımda 13 Bakanlık Müsteşarı, Genel Kurmay Başkanı, Kızılay, Acil yardım genel müdürlüğü, TRT yetkililerinden oluşan “afet merkez koordinasyon kurulu” toplantısı önümüzdeki günlerde yapılacaktır. Her kurum ve kuruluş deprem öncesi ve deprem sonrası görevlerini layıkı ile yaptıkları takdirde bir takım sıkıntıların giderileceği inancı içerisindeyim. Yani, bunu sık sık duyduğunuz “efendim deprem konusunda bir koordinasyonsuzluk söz konusu, deprem konusunda yeniden bir müsteşarlık kurulması gerekiyor” veya “bir deprem bakanlığı kurulması gerekiyor”, bunlara hiç gerek yok. Bu 13 müsteşardan oluşan heyet bütün ilgili bakanların, bakanlıkların müsteşarlarıdır. Sağlık bakanlığı sağlık konusunda ne yapacağını burada bilecek. Ulaştırma bakanlığı ulaştırma açısından ne yapacağını burada bilecek. Yani böyle kurulan, bunu yapması gereken bir kurum varken yeniden bazı şeylerin üzerine gitmenin hiçbir alemi yok. Biz de bunun üzerinde zaten ciddi çalışmalarımızı yapıyoruz. Geçmişte hepimizi üzen ve yapı sektöründeki olumsuzlukların bir daha yaşanmaması dileğiyle ve duygusu ile hepinize bakanlığım ve şahsım adına en derin saygılarımı sunuyorum. Ayrıca burada sayın genel müdürümüz ve değerli bürokrat arkadaşlarım var bu konuda da her türlü soru cevap şeklinde çalışmalarımızı devam edeceğiz çok teşekkür ediyorum sayın başkan.