23 Kasım 2006 da yapılan "Yapı Denetim Uygulamasında Yaşanan Sorunlar"
panelinde Osman AKBAŞAK'ın konuşması

Teşekkürler sayın başkan. Sayın Müsteşarım, sayın Genel Müdürüm, Sayın İl Müdürüm, Sayın Yapı Denetim Komisyon üyem hoş geldiniz. Değerli arkadaşlarım, İzmir’de bu işle iştigal eden Bayındırlık il müdürlüğünden, belediyelerden arkadaşlarımız burada. Yapı denetim firmalarından arkadaşlarımız burada ve konuyla ilgili yapı denetim dışındaki konuklarımız da burada. Hepiniz hoş geldiniz. Son konuşmayı özellikle ben istedim Bizler yapı denetim şirketleriyiz. 2001 yılından beri bu sistemin içindeyiz. Birebir yaşayanlar biziz. Konuşmaların en başında oturum başkanımızın söylediği bir söz vardı. “Herkes elini taşın altına koymalı” diye. Kanaat getiriniz ve inanınız ki elimiz değil kolumuz, bacağımız, gövdemiz ve hatta başımız şu anda taşın altında duruyor. Biz bu denetim işine başlarken bir şeyleri çok iyi yapalım diye yola çıktık. Bunun aksi düşünülemez, en azımız 12 yıllık mühendislerdik, ortalama 20 – 25 yıllık mühendislerdik. Bizler bu ülkenin mühendisleri ve mimarlarıyız. Diğer konulardaki mühendisler mimarlar diğer meslek disiplinleri neyse bizler de onlarız. Bu ülkenin bir parçasıyız. Elbette ki yaptığımız işi en doğru şekliyle yapmak istiyoruz. Bunun hiç kimse, hiçbir şekilde aksini düşünemez. Aksaklıklar yok mu? Tabii ki var. Sütten çıkmış ak kaşık mıyız ? Hayır değiliz. Ama ne herkesten kötüyüz, ne de herkesten daha iyiyiz. Bizim sıkıntılarımız değil feryatlarımız var. İlk başladığımız yıllarda inşaat almak denetim almak iş almak konularında bu günden çok farklı durumdaydık. Bugün geldiğimiz noktada sadece biz sorumlu tutulamayız. Bu toplumumuzun genel bir yapısı. Bu yasa hazırlanırken son derece iyi niyetle hazırlandığını biliyorum. Ve özellikle son zamanlarda yapı denetim derneği içindeyken gördüğüm Bakanlığımızın Müdürlüğümüzün dostane yaklaşımlarına bizleri ilgiye dinlemelerine teşekkür ediyorum. Karşılıklı oturup konuşabiliyoruz. Burada bu kürsüde sorunları birer birer anlatıp birer birer çözüm bulmak olası değil. Burası da onun yeri değil. Karşılıklı komisyonlar kurulur, bunlar karşılıklı konuşarak anlaşılır. Ama çerçeveyi güzel çizmemiz gerekiyor. Biz yapı denetim kuruluşlarıyız. Öncelikle birlik olmamız birinci koşul. Bu birliğin güçlü ve kaliteli olması o birinci koşulun içinde. Biz şu anda dernek olarak şu anda yapı denetim kuruluşlarının bir kısmını temsil ediyoruz. Birlik olmak amacımız. Birlik olarak, kanunla kurulmuş birlik olarak sıkıntılarımızı dertlerimizi bakanlığımıza iletmek isteğimiz ve amacımız. Kesinlikle birlikte hareket etmek durumundayız. Yapı denetim dernekleri de ilgili idareler de bakanlık ta. Bakınız 2001 yılından beri yapı denetim yasası yürürlükte ve devam ediyor. Hiç kimse 2001 den daha geriye gittiğimizi söyleyemez. İleri gidiyoruz. Bu kesin bir gerçek İnternetten aldığım çok kısa bir cümleyi okumak istiyorum. Sayın Bakanımızın Bütçe konuşmasından bir paragraf :

Halen Ülke topraklarımızın % 24’ üne ve nüfus olarak da % 50’ sine tekabül eden bölgelerde Yapı Denetiminde görev alan firma sayısı 616 ya, sistemde görev alan denetçi Mühendis/Mimar ve yardımcı kontrol elemanı ile birlikte 20 150’ye ulaşmıştır. Denetim işleri biten ve sertifika alarak sistemden çıkartılan inşaatlar hariç 19 pilot ilde bugün itibariyle yaklaşık 134 Milyon m2 inşaat denetlenmektedir.
Bakanlığımız, münferit olarak ortaya çıkan olumsuzluklara rağmen bu konuda hedeflenen başarıya ulaşıldığı gerçeğinden hareketle Üniversiteler, Meslek Odaları, çeşitli Kamu Kurum ve Kuruluşları, Özel ve Tüzel Kişilerden intikal eden öneri ve tekliflerin değerlendirilmesi ile Kanun ve Yönetmeliğin aksayan yönleri ve eksiklikleri de dikkate alınarak, tüm ülke genelinde uygulanmak üzere ilgili Bakanlıkların da görüşü alınarak yeni bir “Yapı Denetim Hakkında Kanun Tasarı Taslağı” hazırlamıştır

Evet biliyoruz yeni yönetmeliğimizi karşılıklı konuşuyoruz, görüşüyoruz. Birlikte tartışıyoruz, eksiklerimizi birlikte belirliyoruz. Dertlerimiz gerçekten çok bu konuda. En basit örneği, muhatabımızın mal sahibi olması bir zorunluluktur. Yasanın özü de budur, mantık da budur. Bu yasa da başlangıçta çok güzel çıktı ancak ülkemizin bir gerçeği var yap-satçı müteahhit denen bir kavram var. Onu bu kavram içinde galiba pek bir yere oturtamadık. İş almak için kapı kapı dolaşır hale geldik. Her birimizin meslek onurları en az 25 yıl arkadaşlar. İnanınız iyi şeyler yapmak istiyoruz. İş alırken bir elektronik görevlendirme istiyoruz, talep ediyoruz. Bu elektronik görevlendirmenin hiç kimse rekabet kurallarına aykırı olduğunu düşünmesin. İnsan sağlığının rekabeti olmaz. Bu gün mal sahibi olarak karşımızda bulunan muhatap elindeki daireleri başkasına sattığı zaman mal sahibi zaten değişmiş olacak. Hangi mal sahibine karşı hangi rekabetten bahsediyoruz. Burada amaç yaşanası binalar yapmak. En büyük afetlerde dahi en azından içinden sağ çıkılacak binalar yapmak zorunluluğudur. Bunun için rekabet yapılmaz, iş aranmaz. İş verilsin istiyoruz. Belli kriterlere belli kıstaslara, kapasitelere, güvenilirliğe, deneyime her şeye dayalı ölçeklerle birlikte bunun verilmesini istiyoruz. Bilgisayarın ve elektroniğin bu denli geliştiği çağda, her türlü işlevimizi şu anda internetten saniye saniye yaptığımız günlerde bunun yapılmasının mümkün olmadığını da kimse söylemesin. Yeter ki böyle bir şeye niyet edelim, yapacak merci de bulunur. Yapabiliyorsa Bakanlık yapar, eğer olmuyor ise Yapı Denetim Dernekleri yasayla Birlik haline gelir, Oda haline gelir, hem bu dağıtımı yapar hem kendi üyelerinin otokontrolunu sağlar. Hiçbir şekilde hatalarımızın gözden kaçırılmasını göz ardı edilmesini istemiyoruz. Ama her gece de dikenli yatak üzerinde uyumak istemiyoruz. Söyledik, insanız, bu ülkenin insanıyız, bu ülkenin mühendis, mimarıyız. Zaaflarımız olabilir, verilen cezaların suçlarla orantılı olmasını istiyoruz. Eğer bir ceza gerektirecek hata yaptıysak bunun cezasını çekelim. Ama yok edilerek değil. Yasada böyle yazdığı için biliyorum şu anda başka bir şey bulunamıyor. Ama en kısa zamanda bulunmasını talep ediyoruz. Kapatılmaların büyük bir çoğunluğuna bakınız, imar mevzuatına aykırılıktan veya evrakların üç günde, beş günde verilmemesinden kaynaklanıyor. Kapatılmaların içinde eğer çoğunluğu hatalı inşaat yapmak, yanlış beton dökmek, insan sağlığına zarar vermek gibi gerekçeler olsaydı bu sözleri etmeye hakkım olmazdı, söylemezdim zaten. Her gruptan sorumlunun bulunduğu bir suçtan sadece yapı denetim şirketinin ipe götürülmesi, her birimizi attığımız her adımdan korkar hale getirdi. Özgürce çalışamıyoruz. Bunların hazırlanan yönetmelik ve yasalarda dile getirileceğini bütün kalbimizle yapı denetim şirketleri olarak umuyor ve bekliyoruz. Aslında söylenecek pek çok konu var soru cevaplara vakit kalması için bir iki cümle söyleyip konuşmamı kapatacağım. Bazı arkadaşlarımızın buraya çıkarken özellikle söylememi istediği sıkıntılar olduğu için birkaç tanesine temas etmek durumundayım, yoksa sorunların burada bire bir çözülemeyeceğini biliyorum. Özellikle büyük işlerde ruhsat aldıktan sonra işe başlayana kadar geçen süre zaman zaman çok uzamakta, biz bu personelimizi istihdam etme durumunda kalmakta ve hiçbir lira gelir elde etmeden çok ciddi masraflar yapmak durumundayız. Bunun yolu fiili işe başlama tutanağı ve denetçilerin görevlerinin fiili işe başlama tutanağı ile birlikte başlamasından geçebilir. Damga vergisi bir başka sıkıntımız. 595 ten alışageldiğimiz şekilde en başta hepimiz hata yaptık, hata yaptık. Damga vergisini ödememiz gerektiğini fark etmedik. İki sene, üç sene hiç kimse fark etmedi. Vergi dairesi de üç sene fark etmedi, üç sene sonra geldi “niye sen üç sene damga vergi ödemedin?” diye, oradan geri dönmeye başladı. Ondan sonra sözleşmeler bir nüsha mı yapılmalı, üç nüsha mı, beş nüsha mı yapılmalı diye tartışmalar çıktı. Keşke bundan uzak kalabilseydik, bir arkadaşım daha temas etti zaten. İşleri tamamladığımız zaman % 100’ünu bitirip bakanlığa bildiriyoruz. Vatandaş oturma ruhsatını almakta gecikebiliyor, sigorta primini ödemiyor veya başka bir gerekçeyle gecikebiliyor. Bu arada balkonun üzerini kapatıveriyor. Ne yapalım? Her bitirdiğimiz inşaatın başına her gün birini göndermemiz mümkün mü arkadaşlar? Böyle örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak bu işin çözümü öncelikle yapı denetim kuruluşları olarak birlik halinde olmaktan, hep birlikte hareket etmekten, ve bize değer verdiklerine inandığımız bakanlık yöneticileriyle karşılıklı görüşerek dertlerimizi sıkıntılarımızı anlatarak ilgili komisyonlarda çözüm bulmaktan geçer. Yoksa burada oturduğumuz zaman bir tane bir tane sorunu anlatıp bir tane bir tane soruya yanıt almakla bu akşam burada hiçbir şeye yanıt almadan çıkmış oluruz. Değerli arkadaşlarım öncelikle yapı denetim kuruluşlarına sesleniyorum. Eğer sıkıntılarımız var ise, sıkıntılarımız var diyorsanız bunun çözümü birlikte hareket emekten geçer, birlikte ses yükseltmekten geçer. Ses yükseltmek derken doğru bildiğimizi hep bir ağızdan söylemekten bahsediyorum. Her birimiz birer birer gidip bakanlığa dilekçe verip şikayet ederseniz Bakanlıkta muhtemeldir hiç birine yanıt vermeyecektir. Bakanlığımızın sayın temsilcileri bizlere ilgi gösterdiğinizi biliyoruz, görüyoruz ve teşekkür ediyoruz. Ancak şuna kesinlikle inanınız elimiz değil başımız taşın altında duruyor. Lütfen mesleğimizi onurumuzla, gururumuzla ve arkamızdan onbeş yıl çocuklarımıza bırakacağımız iyi birer miras şeklinde tamamlamamız için yardımlarınızı istiyoruz. Biz hizmet etmeye çalışmaya hazırız. En az 25 yıl bu mesleği yaptık, gerekiyorsa bir 25 yıl daha yaparız. Ama lütfen öncelikle düzgün çalışmaya gayret, birliktelikle çabalarımıza doğru sonuçlar alacağımızı tahmin ediyorum. Dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.